RÜYA GÖRME SANATININ KEŞFİ
Eski görücüler, insanların rüya esnasında, insanda algının birleştiği yer olan ve sağ kürek kemiğinden bir kol uzaklıkta yer alan birleşim noktasının gevşediğinin ve kendiliğinden hafifçe sol yana doğru kaydığını; rüya görücüleri uyurken izlediklerinde ise, bazı rüyalarda birleşim noktalarının, diğer rüyalara oranla sol yanın çok daha derinine sürüklendiğini görmüşler. Bu izlenim, rüyanın içeriğinin mi birleşim noktasını oynattığı, yoksa birleşim noktasının hareketinin mi rüyanın içeriğinin kullanılmayan yayılımlarını harekete geçirerek ürettiği sorusunu doğurmuş.
Kısa zamanda, birleşim noktasının sol yana kayışının rüyalara sebep olduğunun ayırtına varmışlar. Hareket ne denli uzağaysa, rüya o denli canlı ve garipmiş. Böylece birleşim noktasının kaymasını kontrol alana dek uğraşmışlar. Bu kontrole rüya görme demişler ya da rüya gören bedenin idare edilmesi sanatı…
Böylelikle, birleşim noktalarını sol yanın derinlerine oynatmayı amaçlayarak rüyalarına hâkim olmayı denemişler. Denemeleri sonucunda, rüyalar bilinçli ya da yarı-bilinçli olarak yönlendirildiğinde, birleşim noktasının aniden her zamanki yerine döndüğünü keşfetmişler. İstedikleri, o noktanın oynaması olduğundan, rüyalara müdahale etmenin, birleşim noktasının kayışına müdahale etmek olduğu sonucuna, kaçınılmaz bir şekilde varmışlar.
Birleşim noktasının rüyalarda oynadığı yere rüya görme konumu demişler. Eski görücüler, rüya görme konumlarını sabitlemede öylesine ustalaşmışlar ki, birleşim noktalan orada demirliyken uyanabiliyorlarmış bile… Eski görücüler bu durumda uyanmayı, rüya gören beden olarak adlandırmışlar, çünkü bunu her seferinde yeni bir rüya görme konumunda uyandıklarında geçici bir yeni beden yaratacak denli denetleyebilmişler.
Yeni görücüler, önceleri rüya görmeyi kullanma konusunda duraksamışlar. Çünkü eski görücüler tüm çabalarını, rüya gören bedenin keşfi ve istismarı üzerinde yoğunlaştırmışlar. Ve onu, uygulayıcı bir beden olarak o kadar iyi kullanmayı başarmışlar ki, kendilerini gittikçe daha garip yollarla yaratmaya başlamışlar.
Nagual Juan, sürüyle eski büyücünün, sevdikleri bir rüya gören bedende uyandıktan sonra geri dönmediğinin, yeni görücüler arasında çok duyulmuş bilgilerden olduğunu söyler. Şu anda büyük olasılıkla, kavranamaz o dünyalarda ölmüş ya da davranış ve biçimlerini kimsenin bilemeyeceği çarpıklıkta değiştirmiş olarak, hala hayatta olabilirlermiş.
Bu nedenle yeni görücüler, rüya görmenin, savaşçıları güçlendireceği yerde zayıf, takınaklı davranışlı ve kaprisli yaptığına inanmışlar. Eski görücülerin hepsi böyleymiş. Yeni görücüler, rüya görmenin —onu kullanmaktan başka seçenekleri olmadığından— şeytansı etkisini alt etmek için, karmaşık ve zengin bir davranış düzencesi geliştirip buna savaşçının yürüdüğü yol veya savaşçının yolu demişler.
Yeni görücüler, eski görücülerin çok değer verdikleri mükemmel bir vücut suretini hiç umursamamış, hatta vücudu kopya etmekle ilgilenmemişler. Bu ismi, rüya gören bedeni, sadece birleşim noktasının devinimiyle bu dünyanın herhangi bir yerine veya insana açık diğer yedi dünyadan birine taşıyan büyük bir enerji dalgasını, bir duyumu ifade etmek için kullanmaya devam etmişler.